ARCHAEOLOGY

ARCHITECTURE

FINE ARTS

TRADITIONAL ARTS

CERAMIC ART

TEXTILE ARTS

CARPETS AND KILIMS

LIFESTYLE

CULINARY ARTS

MUSIC

PERFORMING ARTS

LITERATURE

PHILOSOPHERS

MILITARY

GENERAL

NATURE

THE POETRY OF HATAYI (Shah Ismâ’il I) (1487-1524)

Shah Ismâil I, the founder of the Safavid dynasty, was a poet who wrote under the penname, Hatayi (Khata’i). Early in his reign, with few exceptions, he composed poetry in Turkish dialect of Azerbaijan and Kizilbas (Kizilbash). The defeat at the battle of Caldiran (1514) against the Ottoman marked both the end of Safavid expansion into Anatolia and a turning point in the life of Ismâil, who abandoned himself entirely to a life of hunting, drinking, composing poetry and fathering children.

From the spiritual and significant viewpoint, it is possible to divide Hatayi’s poems into four groups;

  1. The poems, which contain the spirit of Sufism
  2. The poems, which have the Alevi sect themes
  3. The poems, which contain the sign of Hurufiye ecole.
  4. The poems, on love and human relationships

Hatayi was greatly influenced in his poems by the work of the Hurufi poet, Nesimi. Hatayi’s poetry, besides its literary merit, is important in that it contains data concerning the true nature of early Safavid Shi’ism. Shah Ismâil’s poetry reveals the influence on him of the beliefs of different Shi’ite groups. His poems were recited for centuries in Alevi-Bektashi circles of Anatolia. The Ahl-i Hakk, who incorporated him in the syncretic pantheon of their sect, considered him to be the pir of Turkestan, in whose person God spoke in Turkish, Hatayi de türki dedi, and finally the adepts of the Shabak sect in Irak included the poems ascribed to Hatayi in their secred book, the Buyruk.

The Divan collection by Shah Ismâil is one of eleven extant copies of the manuscript. The poems include both religious and secular subjects. Although the paintings in this manuscript relate to the secular verses, the most remarkable of Shah Ismâil’s poems are religious. We can devide Shah Ismâil’s poetry into four major collections corresponding to the following;

  1. Divan
  2. Dahnâmah
  3. The Nashatnâmah (a long mathnavi poem)
  4. Divan in Persian

We give examples below from his Divan and his Dahnamah.

  1. The Divan, the oldest and most authentic manuscript was completed in 1541, It contains 254 kasida ghazals, three mathnavis, one murabba and one musaddas. The great part of the content of Hatayi’s Divan consists of the lyrical poems. The Divan also reflexts Shah Ismâil’s ambitions as well as his introspective thoughts. Their fervid language and unorthodox claims were presumably aimed at whipping up the enthusiasm of Kizilbas (Kizilbash or Qizilbash) supporters. He also employed a poet laureate and two other poets, Riyadi of Zaveh and Abdullah Hâtifi; they were engaged in writing long poems in honour of Ismâil, but died before the poems were completed. It is thought that the manuscript was copied and illustrated for Sultan Ismâil himself, although the Divan of Hatayi has no colophon.

    (Some examples from his poems in Koşma style)

    Gönül ne gezersin seyran yerinde
    Âlemde her şeyin yerinde
    Olura olmaza dost deyüb gezme
    Bir ahdine bütün yâr olmayınca

    Yürü sofî yürü yolundan azma
    İlin gıybetine kuyular kazma
    Varub her dükkânda metâın çözme
    Yanında mürşidin var olmayınca

    Kalktı havalandı gönülün kuşu
    Kavga gıybet etmek kötünün işi
    Üstadın tanımaz bunda her kişi
    Anın kim mürşidi er olmayınca

    Varub bir kötüye sen olma nöker
    Çerhine değer de dolunu döker
    Ne Hudâ’dan korkar ne hicap çeker
    Bir kötüde nâmus âr olmayınca

    Şah Hatâyî’m edem bu sırrı beyan
    Kâmil midir câhil sözüne uyan
    Bir başdan ağlamak ömredir ziyan
    İki başdan muhib Yâr olmayınca

    Gele gönül hoş görelim bu demi
    Bu da böyle kalmaya bir gün ola
    Kişi çekmek gerek gussayı gamı
    Hak’tan gelür her ne gelse bir kula

    Er odur i’tikad ede pîrine
    Nazar ede evvel ü âhırına
    Elbet yok kadimdir ilter yerine
    Sana kim neylerse salagör yola

    Biz de biliriz ki dostu kardeşi
    Bulamadım bir kara gün yoldaşı
    Dost geçinüb yüze gülen kallaşı
    Bahâsıdır satmak gerek bir pula

    Her kişi bir hayâl ile eğlenür
    Dâim anın gönlünde ol eğlenür
    Böyle olur seydiğim gâh ağlanur
    Kimi gördük kıyâmete dek güle

    Kârun’u gör bunadı ya buldukça
    İnandı felek yüzüne güldükçe
    Sen iyilik et durma elden geldikçe
    Dediler Halk bilmezse Hâlik bile

    Gerçek olan kişi dosttan ayrılmaz
    Değme kişide hakîkat bulunmaz
    Sen seni satsan yedirsen bilinmez
    Bu zamanda kimse yaramaz ile

    Hatâyî dünyânın ötesi fâni
    Bizden evvel bunda gelenler kani
    Sanma dâim şad yürüye düşmeni
    Bir gün olub nevbet ana da gele

    Bu yolun yolcusu olayım dersen
    Elde iki karpuz tutmalı değil
    Derviş olub şalvar giyeyim dersen
    Gâhi giyüb gâhi atmalı değil

    Lâden bahçesinde gonca gül olmaz
    Kâmil ile yoldaş olan yorulmaz
    İki mahlûk vardır Hak’ka kul olmaz
    Mağrurluk gibirlik etmeli değil

    Mağrurlar orada olurlar yalan
    Kibr imiş yorulub yollarda kalan
    Eğer yolcu isen köprüyü dolan
    Göz göre çamura batmalı değil

    Koyun kuzusuna nasıl meledi
    Öküzün kulağına kimler enedi
    Garib bülbül gül dalında tünedi
    Her çalı başında ötmeli değil

    Şah Hatâyî İmam Câfer muhbiri
    Hak’kın yârânıdır Veyselkarânî
    Hak’kın haznesinden gelen güheri
    Müşteri olmayana satmalı değil

    (From gazels (ghazals) in the syllable metre)

    Var imdi var imdi var senin olsun
    Bir karârı bütünyâr senin olsun
    Eğer havalanıp yüksek uçarsan
    Yerlerden yukarı gök senin olsun
    Mürvet deyüb alçaklara inersen
    Bu yeter başına yer senin olsun
    Eğer bülbük olub dalda ötersen
    Üşte bağçe bağban bağ senin olsun
    Eğer sarraf olub cevher satarsan
    Üşte çarşu pazar şar senin olsun
    Özün Hak’ka tapşır sultan Hatâyî
    Üşte kara toprak sar senin olsun

  2. The Dahnâmah, which was composed in 1506 in the mathnavi style, and in the hazadj metre. The subject of this poem is the exchange of ten letters between the lover and the beloved, which ultimately leads to their union. It concludes a number of ghazals in the same metre. This Dahnâmah belongs to a literary genre which was very popular in the Persian and Turkish literatures of the 14th and 15th centuries.

    -Sıfât-ı gülşen-i bahar –

    Kış gitti yine bahâr geldi
    Gül bitti vü lâlezâr geldi
    Kuşlar kamusu figane düştü
    Aşk oldu yine bu câne düştü
    Yer geydi kaba-yi Hızr pûşan
    Cümle dile geldi leb hamûşan

Bibliography

Allouche, Adel, The Origins and Development of the Ottoman-Safavid Conflict (906-962 / 1500-1555). Berlin, 1983.
Ergun, Sadrettin Nüzhet, Hatayî Divanı Şah İsmail-i Safevi, Hayatı ve nefesleri, Istanbul; Istanbul Maarif Kitaphanesi, MCMLVI (1956).
Ervavı, H. Mustafa, “Safavi Hanedanı”, Türkler, vol.6, 882-892, Ankara, 2002.
Hunt for Paradise, Court Arts of Safavid Iran 1501-1576 (exhibition catalogue), Jon Thompson and Sheila R. Canby (ed.), Milano, 2003.
The Encyclopaedia of Islam, New Edition, vol. IV.:186-188, Lieden: E. J. Brill,1978.

Post this article to Facebook